Sınav maratonundaki her öğrenciye; hedefler, emek, cesaret ve kendine güven üzerine bir mektup. Mutiş Teacher | Motivasyon ve Sınav Hazırlığı Merhaba evlat! ✦ Şu an bir sınav maratonunun giriş kapısındasın. Belki de çoktan içeri girdin ve bu yolculuğun ne anlama geldiğini anlamaya çalışıyorsun. Öncelikle bilmeni istediğim çok önemli bir şey var: “Başkasının senin hakkında düşündükleri, senin gerçeğin olmasın.” Bugüne kadar zaman zaman istediğin sonuçları alamadın, zaman zaman da çok güzel başarılar elde ettin. Aslında bu yıl, yaşadığın diğer yıllardan tamamen farklı değil. Tek farkı; bazı alışkanlıklarını yeniden düzenlemen, zamanını daha bilinçli kullanman ve acele etmeden, emin adımlarla ilerlemen gerekmesi. Belki bu süreçte yorulacaksın, bazen motivasyonunu kaybedeceksin, bazen de kendinden şüphe edeceksin. Ama unutma ki başarıya giden yol her zaman dümdüz değildir. Önemli olan, karşılaştığın zorluklardan öğrenerek yoluna devam edebilmektir. Haydi, şimdi bu yolculuğu birlikte biraz daha yakından inceleyelim. Gel, küçük bir canlandırmayla başlayalım. Evinden çıktın ve bir alt caddedeki markete gideceksin. Senden farklı sokakları kullanarak oraya ulaşmanı istesem başarabilir misin? Elbette! Çünkü nereye gitmek istediğini biliyorsun. Yol değişse de hedefin aynı. Şimdi ikinci bir durum düşün. Yine dışarı çıktın ama bu kez nereye gideceğine karar vermedin. Bir süre dolaştın, yoruldun ve sonunda eve döndün. Peki, iki durum arasındaki fark neydi? İlkinde yolunu bulmanı kolaylaştıran şey, HEDEFİNİ BİLİYOR OLMANDI. Hedefin olduğunda hangi adımı neden attığını daha iyi anlarsın. İşte sınav hazırlığı da biraz böyledir. Nereye ulaşmak istediğini bilmek, çalışmalarını daha anlamlı ve planlı hâle getirir. Ancak şunu da unutma: Hedefine giderken farklı yollar denemen gerekebilir. Bazen planlarını değiştirebilir, bazen de beklediğinden daha yavaş ilerleyebilirsin. Bu, yolunu kaybettiğin anlamına gelmez. Önemli olan yalnızca hedefe ulaşmak değil, o hedefe doğru ilerlerken neler öğrendiğindir. Bir işi başarıyla sonuçlandırmanın önemli adımlarından biri, kendine ulaşılabilir hedefler belirlemektir. Gerçekçi hedefler, çalışmalarını planlamanı ve gelişimini fark etmeni sağlar. Örneğin, bir günde bütün konuları bitirmeye çalışmak yerine her gün belirli bir konuyu öğrenmeyi ve tekrar etmeyi hedefleyebilirsin. Çünkü büyük hedefler, çoğu zaman küçük ama düzenli adımlarla gerçekleşir. Unutma evlat! Hedefin seni korkutacak kadar uzak olmak zorunda değil. Bugün atabileceğin küçük bir adım bile çok değerlidir. Kendinden bir anda her şeyi başarmanı bekleme. Öğrenmek, gelişmek ve ilerlemek zaman ister. Sabırlı ol. Çünkü kalıcı başarı, bir gecede değil; zamanla, emekle ve doğru alışkanlıklarla şekillenir. Bu sınav maratonunda ailenden veya çevrenden zaman zaman baskı hissedebilirsin. Kendini başkalarıyla yarışırken de bulabilirsin. Arkadaşının senden daha yüksek puan alması, bir konuyu senden daha hızlı öğrenmesi ya da denemelerde daha fazla doğru yapması moralini bozabilir. Ama sana bir şey söylemek istiyorum: Senin yolculuğun sana özel. Herkesin öğrenme hızı, güçlü olduğu alanlar ve gelişime ihtiyaç duyduğu konular farklıdır. Bu nedenle kendini sürekli başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi ilerlemene odaklanmalısın. Dün yapamadığın bir soruyu bugün çözebiliyorsan gelişiyorsun demektir. Geçen hafta anlamadığın bir konuyu artık anlayabiliyorsan ilerliyorsun demektir. İşte önemli olan da budur. Bazen çevrendeki insanların beklentileri seni yorabilir. Böyle zamanlarda duygularını içine atmak zorunda değilsin. Öğretmeninle, rehberlik servisiyle veya güvendiğin bir aile üyesiyle konuşabilirsin. Ne hissettiğini anlatmak, insanların sana nasıl destek olabileceklerini anlamalarına yardımcı olabilir. Ve sakın unutma: Kendini başkalarıyla değil, dünkü hâlinle karşılaştır. Çünkü senin en büyük gelişimin, kendi yolculuğunda attığın adımlarda saklıdır. Hedefini belirledin. Peki, şimdi ne yapacaksın? Elbette bir plan oluşturacaksın. Ancak bu plan yalnızca kâğıt üzerinde güzel görünen bir program olmamalı. Senin günlük hayatına, öğrenme hızına ve ihtiyaçlarına uygun olmalı. Haftalık ders planların aylık hedeflerini, aylık hedeflerin de uzun vadeli planlarını desteklesin. Ama planlarının esnek olmasına da izin ver. Bazen bir konuyu öğrenmek için düşündüğünden daha fazla zamana ihtiyaç duyabilirsin. Bazen beklenmedik durumlar ortaya çıkabilir. Böyle zamanlarda programını yeniden düzenlemek başarısızlık değildir. Aksine, ihtiyaçlarına göre hareket edebildiğini gösterir. Bir de sana küçük bir tavsiyem var: Yorulduğunda mola vermeyi unutma! Saatlerce masanın başında oturmak, her zaman verimli çalıştığın anlamına gelmez. Önemli olan çalıştığın süre boyunca dikkatini öğrenmeye verebilmen ve öğrendiklerini pekiştirebilmen. Örneğin Pomodoro tekniğini deneyebilirsin. Belirli sürelerle odaklanarak çalışabilir, ardından kısa molalar verebilirsin. Herkes için ideal çalışma süresi aynı değildir. Bu yüzden farklı süreler deneyerek kendine uygun çalışma düzenini bulabilirsin. Unutma: İyi bir çalışma programı, yalnızca ders saatlerinden değil; dinlenme, uyku ve kendine ayırdığın zamandan da oluşur. Sevgili evlat, Sana önemli bir soru sormak istiyorum: Bir öğrenci saatlerce ders çalıştığı hâlde neden istediği sonucu alamayabilir? Çünkü çalışmaya ayrılan süre kadar, o sürenin nasıl değerlendirildiği de önemlidir. Bir konuyu yalnızca okuyup geçmekle, onu anlayıp kendi cümlelerinle açıklayabilmek aynı şey değildir. Öğrenmenin gerçekleşmesi için dikkat, tekrar, uygulama ve emek gerekir. İşte bu yüzden sana küçük bir başarı formülü bırakıyorum: BAŞARI İÇİN: AMAÇ + ODAK + DÜZENLİ EMEK ✨ Peki, bunu günlük hayatına nasıl uygulayabilirsin? Hedefini belirle. Ulaşmak istediğin noktayı düşün ve bu hedefe yaklaşmak için küçük, somut adımlar planla. Çalışma alanını düzenle. Masanda yalnızca ihtiyacın olan malzemeleri bulundur. Yeterli aydınlatmaya sahip, dikkatini toparlayabileceğin bir ortam oluşturmaya çalış. İstersen masanın karşısına sana hedefini hatırlatan küçük bir not da asabilirsin. Dikkatini dağıtan uygulamaları sınırla. Telefon bildirimleri ve sosyal medya uygulamaları, çalışma sırasında dikkatini dağıtabilir. Bu nedenle ders çalışırken dikkatini koruyabileceğin bir düzen oluştur. Bildirimlerini kapat. Çalışma saatlerinde gereksiz bildirimleri kapatabilir, telefonunu bir süreliğine kenara bırakabilirsin. Ancak kendine dinlenmek, arkadaşlarınla iletişim kurmak ve sevdiğin etkinlikleri yapmak için de zaman ayırmayı unutma. Öğrendiklerini anlat. Yeni öğrendiğin bir konuyu kendi cümlelerinle bir arkadaşına açıklamayı dene. Hatta karşında kimse yoksa kendi kendine anlat! Çünkü bir bilgiyi açıklamaya çalışırken hangi noktaları gerçekten öğrendiğini, hangi konularda ise eksiklerinin olduğunu daha kolay fark edebilirsin. Bilgiyi hatırlamaya çalışmak, kendi sözlerinle açıklamak ve belirli aralıklarla tekrar etmek öğrenmeyi destekleyen etkili yöntemlerdir. Burada küçük bir hatırlatma da yapmak istiyorum: “Okuduğumuzun %10'unu, öğrettiğimizin %95'ini hatırlarız.” gibi kesin öğrenme yüzdeleri güvenilir bilimsel kurallar değildir. Ancak öğrendiklerini aktif biçimde hatırlamaya çalışmanın ve düzenli tekrar yapmanın öğrenmeyi güçlendirdiğini biliyoruz. Yani mesele yalnızca çalışmak değil, öğrenmek için doğru yöntemleri kullanabilmek. Bazen bir konuda başarısız olmaktan o kadar korkarız ki bütün dikkatimizi “Ya yapamazsam?” düşüncesine veririz. “Ya sınavım kötü geçerse?” “Ya istediğim okulu kazanamazsam?” “Ya ailemin beklentilerini karşılayamazsam?” Bu sorular zihnimizde tekrar tekrar dolaşabilir. Böyle zamanlarda kaygı, dikkatimizi toplamamızı ve çalışmalarımıza odaklanmamızı zorlaştırabilir. Ama sana önemli bir şey hatırlatmak istiyorum: Bir şeyin kötü sonuçlanmasından korkman, onun mutlaka gerçekleşeceği anlamına gelmez. Zihnini sürekli olumsuz senaryolarla meşgul etmek yerine kontrol edebildiğin şeylere odaklanmayı deneyebilirsin. Örneğin: “Ya sınavım kötü geçerse?” diye düşünmek yerine, “Bugün hangi konuyu tekrar edebilirim?” diye sorabilirsin. “Ya yapamazsam?” demek yerine, “Yapabilmek için hangi adımı atabilirim?” diye düşünebilirsin. Çünkü gelecekteki bütün sonuçları kontrol edemezsin. Ama bugün göstereceğin çabayı, oluşturacağın alışkanlıkları ve atacağın küçük adımları büyük ölçüde yönlendirebilirsin. Kaygılandığında kendine karşı anlayışlı ol. Zorlandığında yardım istemekten çekinme. Her zaman güçlü hissetmek zorunda değilsin. Her soruyu doğru çözmek, her sınavdan yüksek puan almak ya da her gün aynı motivasyonla çalışmak zorunda da değilsin. Önemli olan, zorlandığın zamanlarda kendine yeniden başlama fırsatı verebilmen. Ve sana bir kez daha hatırlatmak istiyorum: BAŞINA GELMESİNDEN KORKTUĞUN ŞEYE TAKILMAK YERİNE, GERÇEKLEŞMESİ İÇİN EMEK VEREBİLECEĞİN HEDEFE ODAKLAN. Sevgili evlat, Bu yolculukta sana öğretebileceğim pek çok konu, çözebileceğimiz yüzlerce soru ve paylaşabileceğim birçok çalışma yöntemi olabilir. Ama bütün bunlardan önce öğrenmeni istediğim bir şey var: Kendine inanmayı öğren. Çünkü sen kendine bir şans vermeden, yapabileceklerini keşfetmen çok zor. Belki bugün istediğin netlere ulaşamadın. Belki bir deneme sınavında beklediğin sonucu alamadın. Belki de arkadaşlarının senden daha ileride olduğunu düşünüyorsun. Ama unutma ki bulunduğun nokta, ulaşabileceğin son nokta değildir. Bugün bilmediğin bir şeyi yarın öğrenebilirsin. Bugün çözemediğin bir soruyu emek vererek çözmeyi öğrenebilirsin. Bugün sana zor gelen bir konu, düzenli çalışmayla zaman içinde daha anlaşılır hâle gelebilir. Bu nedenle kendine karşı sabırlı ol. Çabanı küçümseme. Başarılarını fark etmeyi öğren. Ve en önemlisi, başkalarının senin hakkında söylediklerinin kendi potansiyelini belirlemesine izin verme. Çünkü bir sınavın sonucu senin zekânı, karakterini, hayallerini veya insan olarak değerini belirlemez. Sınavlar hayatımızın bir parçasıdır. Ama hayatımız yalnızca sınavlardan ibaret değildir. Bu yolculukta öğrendiğin bilgiler kadar kazandığın alışkanlıklar, geliştirdiğin sorumluluk bilinci ve zorluklarla baş etme becerin de önemlidir. Şimdi senden küçük bir ricam var: Bir an için başkalarının beklentilerini bir kenara bırak. Kendi hedeflerini düşün. Neleri başarmak istediğini, hangi alanlarda gelişmek istediğini ve gelecekte nasıl bir insan olmak istediğini kendine sor. Ardından ulaşmak istediğin yere doğru küçük bir adım at. Çünkü bazen büyük değişimler, küçücük bir kararla başlar. KENDİNE İNANMAYA BAŞLAYANA KADAR, KENDİNE AİT BİR HAYATIN OLMAYACAK. Kendi yolunu bulabilmek için önce o yolda yürüyebileceğine inanmalısın. Ve sakın unutma evlat: Yolun açık, emeğin kıymetli, umudun daim olsun. İyi çalışmalar, evlat. ♡ MUTİŞ TEACHER01 — HEDEFİNİ BELİRLE
02 — GERÇEKÇİ OL
03 — BASKI VE KARŞILAŞTIRMA
04 — NE YAPMALISIN?
05 — BAŞARI = VERİMLİLİK × EMEK
06 — TERS ÇABA: KAYGIYLA BAŞ ETMEK
07 — KENDİNE İNAN, EVLAT!
Copyright | Mutiş Teacher. Tüm Hakları Saklıdır.
