eduact
27/10/2026

ŞU KUSURDÖNGÜLÜĞÜ BİR BIRAKABİLSEK!!


Atatürk'ün gençlere bıraktığı mirastan bugünün gençliğine bakmak: Etiketler yerine anlayışı, eleştiri yerine sorumluluğu seçebilir miyiz?

✎ Mutiş Teacher | Gençlik, Eğitim ve Toplum

Dünyada milletine büyük değer vermiş, geride bıraktığı eserlerle bugün de bizlere ilham olmaya devam eden bir lidere sahip olmanın onurunu yaşıyoruz.

Öyle bir lider düşünün ki fikirlerini, eserlerini ve geleceğe dair umutlarını en çok gençlere emanet etmiş olsun. Açtığı yol, aradan geçen yıllara rağmen gençlere ışık tutmaya devam etsin.

Gelin, bu yazımda Atatürk'ün gençliğe verdiği önemi gösteren eserlerden ve attığı adımlardan söz edelim. Sonra da dönüp bugün bizlerin neler yaptığını biraz düşünelim.

01 — HALKEVLERİ

Atatürk döneminde halkın eğitim, kültür ve sanat hayatına katılımını artırmak amacıyla kurulan Halkevleri, 19 Şubat 1932'de ilk olarak 14 merkezde faaliyete başladı.

Dil ve edebiyattan güzel sanatlara, tiyatrodan spora kadar pek çok alanda insanları bir araya getirmeyi hedefliyordu.

Bu kurumlar yalnızca ders anlatılan yerler değildi. İnsanların okuyabildiği, üretebildiği, yeni şeyler öğrenebildiği ve birlikte gelişebildiği kültür merkezleriydi.

Gençlerin kendilerini geliştirebilecekleri alanlar açılması, Cumhuriyet'in eğitim anlayışının önemli bir parçasıydı.

Bir toplumun geleceğine yatırım yapmak, gençlere yalnızca nasihat vermek değil; onların öğrenebileceği, düşünebileceği ve üretebileceği imkânları da oluşturmaktır.

02 — HAVACILIK

Atatürk, havacılığın gelişmesini ve gençlerin bilim ile teknolojiye yönelmesini önemsemiştir.

Sabiha Gökçen'in havacılık alanında yetişmesini desteklemesi bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.

1930'lu yıllarda havacılık eğitimi için atılan adımlar, gençlerin yeni alanlarda bilgi ve beceri kazanmasına kapı açtı.

Bu bakış açısı, gençlerin yalnızca hazır bilgiyi öğrenmesini değil, aynı zamanda ufuklarını genişletmesini ve geleceğin dünyasına hazırlanmasını da amaçlıyordu.

03 — DUMLUPINAR'DAKİ KONUŞMASI

Atatürk, 30 Ağustos 1924'te Dumlupınar'da yaptığı konuşmanın sonunda sözlerini özellikle gençliğe yöneltmiştir.

Gençlere duyduğu güveni ve Cumhuriyet'in geleceğiyle ilgili onlardan beklentisini açıkça ifade etmiştir.

“Ey yükselen nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizsiniz.”

Bu sözler, Atatürk'ün gençleri geleceğin yalnızca seyircisi olarak değil, geleceğin kurucuları olarak gördüğünü anlatıyor.

04 — EN ANLAMLI BELGE: GENÇLİĞE HİTABE

Gençliğe Hitabe, Cumhuriyet'i koruma ve yaşatma sorumluluğunu gençlere emanet eden tarihî bir metindir.

Yalnızca gençlere duyulan güveni değil, zor koşullar ortaya çıktığında da bağımsızlığa ve ortak değerlere sahip çıkma sorumluluğunu hatırlatır.

Atatürk'ün gençliğe bakışı; eğitimle, bilimle, düşünce özgürlüğüyle ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle iç içedir.

Onun gençlere bıraktığı en önemli miraslardan biri de budur.

Peki, bizler bu mirasın ne kadar farkındayız?

05 — BUGÜNÜMÜZE BAKARSAK?!

Son zamanlarda hepimizin sıkça duyduğu kavramlar var:

Y kuşağı, Z kuşağı, Alfa kuşağı…

Bu isimler, toplumsal değişimleri ve nesiller arasındaki farklılıkları anlamak için kullanılabiliyor. Fakat onları birer etiket gibi kullanıp gençleri tek bir kalıba sığdırdığımızda, birbirimizi anlamak yerine birbirimizden uzaklaşabiliyoruz.

Niye birbirimizi bu kadar kolay etiketliyoruz? Neye göre, kime göre?

Sevgili okurum, Atatürk'ün güvendiği gençliğin bugün yanında duran yetişkinler olarak acaba bizlerin de yanlışları olabilir mi?

Biraz düşünelim.

Neden gençlerimizi dinlemek yerine onları hemen yargılayabiliyoruz?

Neden şiddeti ve olumsuz davranışları özendiren içeriklerin gençler üzerindeki etkisini yeterince sorgulamıyoruz?

Neden sosyal medyada yalnızca görünürlük kazanan kişileri değil, onların gençlere sundukları örnekleri de değerlendirmiyoruz?

Neden ailede, okulda ve toplumda daha saygılı, daha güvenli bir iletişim kurmakta zorlanıyoruz?

Ve belki de en önemlisi…

Bu çocuklara değerlerden söz ederken biz kendi davranışlarımızla onlara nasıl bir örnek oluyoruz?

İşte bu yüzden diyorum ki:

Bırakalım şu gençliği, bir bırakalım yakasını artık!

X, Y, Z diye ayırıp hepsini aynı kefeye koymayalım.

Her dönemin kendine özgü zorlukları, her neslin farklı imkânları ve ihtiyaçları vardır.

“Nerede eski bayramlar, nerede eski gençler?” derken kendi sorumluluklarımızı düşünmemiz gerektiğini neden unutuyoruz?

Gençlerden sürekli bir şeyler bekliyoruz.

Daha başarılı olsunlar, daha saygılı olsunlar, daha çok okusunlar, daha bilinçli davransınlar istiyoruz.

Peki, biz onlara nasıl bir dünya sunuyoruz?

Onları gerçekten dinliyor muyuz?

Fikirlerine değer veriyor muyuz?

Hata yaptıklarında anlamaya mı çalışıyoruz, yoksa hemen yargılıyor muyuz?

Belki de gençliği değiştirmeye çalışmadan önce onlara bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyordur.

06 — GENÇLERE NASIL BİR GELECEK BIRAKIYORUZ?

Bu vatan, bu millet gençliğe emanet edildi.

Attığımız her adımla, okuduğumuz her kitapla, izlediğimiz her programla, kullandığımız her cümleyle ve en önemlisi örnek davranışlarımızla bizler de geleceğe bir eser bırakabiliriz.

Gençlerimiz, evlatlarımız çok kıymetli.

Sınavların hayatımızda büyük yer kapladığı bir ülkede yaşıyor olabiliriz.

Ama yalnızca test çözen, sınav kazanan ve akademik başarılarıyla değerlendirilen bir gençlik yetiştirmek yeterli mi?

Bence değil.

Bizler; şarkı söyleyen, enstrüman çalan, tiyatroyla ilgilenen, resim yapan, sporla uğraşan, kitap okuyan, sorgulayan ve fikirlerini özgürce anlatabilen gençlere de alan açmalıyız.

Çünkü eğitim yalnızca doğru cevabı bulmak değildir.

Eğitim; düşünebilmek, sorgulayabilmek, üretebilmek, kendini ifade edebilmek ve en önemlisi iyi bir insan olabilmektir.

Bir çocuğun yalnızca sınav sonucunu değil, hayallerini de merak edebilmeliyiz.

Yalnızca yanlışlarını değil, çabalarını da görebilmeliyiz.

Yalnızca başarılarını değil, duygularını da önemseyebilmeliyiz.

Gençleri anlamak, onlara alan açmak ve onlarla birlikte öğrenmek; geleceğe bırakabileceğimiz en anlamlı miraslardan biridir.

Belki de artık gençlere sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine, onların kendilerini keşfedebilecekleri bir dünya oluşturmanın yollarını aramalıyız.

Atatürk'ün gençliğe duyduğu güveni yalnızca sözlerimizde değil, davranışlarımızda da yaşatmalıyız.

Çünkü gençlere inanmak, onların başarabileceklerine güvenmekle başlar.

Ve unutmayalım ki bir toplumun geleceği, gençlerine verdiği değerle şekillenir.

Şu kusurdöngülüğü bir bırakabilsek…

Biraz daha anlayabilsek, biraz daha dinleyebilsek, biraz daha sorumluluk alabilsek…

İşte o zaman hem gençlerimiz kendilerini daha güçlü ve değerli hissedebilir hem de bizler geleceğe çok daha büyük bir umutla bakabiliriz.

Başarabilmek umuduyla…

Hepinize güzellikler diliyorum. ♡

MUTİŞ TEACHER